nazimhikmet

BEYAZIT MEYDANI’NDAKI ÖLÜ

Bir ölü yatiyor       on dokuz yasinda bir delikanli       gündüzleri güneste       geceleri yildizlarin altinda       Istanbul’da, Beyazit Meydani’nda. Bir ölü yatiyor       ders kitabi bir elinde       bir elinde baslamadan biten rüyasi       bin dokuz yüz altmis yili Nisaninda       Istanbul’da, Beyazit Meydani’nda. Bir ölü yatiyor       vurdular       kursun yarasi       kizil […]

>>

KUVÂYI MILLIYE – BIRINCI BAP

YIL 1918-1919 ve KARAYILAN HIKÂYESI Atesi ve ihaneti gördük ve yanan gözlerimizle durduk bu dünyanin üzerinde. Istanbul 918 Tesrinlerinde, Izmir 919 Mayisinda ve Manisa, Menemen, Aydin, Akhisar : Mayis ortalarindan Haziran ortalarina kadar yani tütün kirma mevsimi, yani, arpalar biçilip bugdaya baslanirken yuvarlandilar… Adana, Antep, Urfa, Maras : düsmüs dövüsüyordu… Atesi ve ihaneti gördük. Ve […]

>>

KUVÂYI MILLIYE – BASLANGIÇ – ONLAR

Onlar ki toprakta karinca, suda balik, havada kus kadar çokturlar; korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki onlardir, destânimizda yalniz onlarin mâceralari vardir. Onlar ki uyup hainin igvâsina sancaklarini elden yere düsürürler ve düsmani meydanda koyup kaçarlar evlerine ve onlar ki bir nice murtada hançer üsürürler ve yesil bir agaç gibi gülen […]

>>

ÖLÜME DAIR

Buyrun, oturun dostlar, hos gelip sefalar getirdiniz. Biliyorum, ben uyurken hücreme pencereden girdiniz. Ne ince boyunlu ilâç sisesini ne kirmizi kutuyu devirdiniz. Yüzünüzde yildizlarin aydinligi basucumda durup el ele verdiniz. Buyrun, oturun dostlar hos gelip sefalar getirdiniz. Neden öyle yüzüme bir tuhaf bakiliyor? Osman oglu Hâsim. Ne tuhaf sey, hani siz ölmüstünüz kardesim. Istanbul limaninda […]

>>

O VE AKSAKALLILAR

Yesil selviler, beyaz mezar taslari ve elyazma kitaplar vardi manzarada. Gün aksama yakindi ve durgundu. Bir yemis sofrasinin basinda bagdas kurmus gibi oturmuslardi etrafina ibret aynasinin. Aksakallari bilgin, gözleri genç, elleri yorgundu, ilhamli, vahim ve dalgindilar. O, birdenbire meclise geldi dedi : «— Ibret aynasindan bakip çubuklarini yakip serh ü izah edenler. Degismekte olani görüp […]

>>

NIYAZALANT SÖMÜRGESI

Afrika, Niyazalant sömürgesi. Saat sabahin dördü. Dipçikler kapilari dövdü ve iste fotograf : Zenci kardeslerim bir don bir gömlek ve ayaklari çiplak ve pembe avuçlu elleri kivircik baslarinin üzerinde dizilmisler duvar diplerinde. Tipki bizim gibi, bizim de dipçikle dövüldü kapilarimiz, bizim de ellerimiz havada, ayaklarimiz çiplak, ama bizde de bize bagli duvar diplerinde esir kalip […]

>>

NIKBINLIK

Güzel günler görecegiz çocuklar, günesli günler göre- -cegiz… Motorlari maviliklere sürecegiz çocuklar, isikli maviliklere süre- -cegiz… Açtik miydi hele bir son vitesi, adedi devir. Motorun sesi. Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir ne harikûlâdedir 160 kilometre giderken öpüsmesi… Hani simdi bize cumalari, pazarlari çiçekli bahçeler vardir, yalniz cumalari yalniz pazarlari.. Hani simdi biz bir peri masali dinler […]

>>

NERDEN GELİP NEREYE GİDİYORUZ?

Başlangıç Doğrultup belimizi kalktığımızdan beri iki ayak üstüne, kolumuzu uzunlaştırdığımızdan beri bir lobut boyu ve taşı yonttuğumuzdan beri yıkan da, yaratan da biziz, yıkan da yaratan da biziz bu güzelim, bu yaşanası dünyada. Arkamızda kalan yollarda ayak izlerimiz kanlı, arkamızda kalan yollarda ulu uyumları aklımızın, ellerimizin, yüreğimizin, toprakta, taşta, tunçta, tuvalde, çelikte ve pılastikte. Kanlı […]

>>

MÜNEVVER’IN DOGUM GÜNÜ

Yapraklara dallara, yesillere, allara, nice nice yillara gülüm, nice nice yillara. Yaprak dala, al yesile yarasir, gayri bundan böyle vermem seni ellere…   Nazım Hikmet Ran

>>

MOR MENEKŞE, AÇ DOSTLAR VE ALTIN GÖZLÜ ÇOCUK

Abe şair, bizim de bir çift sözümüz var «aşka dair.» O meretten biz de çakarız biraz.. Deli çığlıklar atıp avaz avaz burnumun dibinden gelip geçti yaz sarı tahta vagonları ter, tütün ve ot kokan bir tren gibi. Halbuki ben istiyordum ki gelsin o kırmızı bakır bakracında bana sıcak süt getiren gibi… Fakat neylersin, yaz böyle […]

>>